huzur dolu

huzur dolu ya hoş geldiniz
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Coğrafya ve Çevre Sorunları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
demiryürek38



Erkek Mesaj Sayısı : 539
Yaş : 30
Nerden : kayseri
Kayıt tarihi : 18/11/08

Kişi sayfası
BAŞARI PUANI:
0/0  (0/0)
SEVİYE:
0/0  (0/0)
GÜÇLÜLÜK:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Coğrafya ve Çevre Sorunları   Perş. Ara. 18, 2008 10:20 pm

Çevre ve Çevre sorunları günümüzde insanların çok sık kullandıkları terimlerdir. Fakat her insan “çevre sorununu” farklı düşünmektedir. Bazıları için kirli deniz, soluduğumuz kirli hava, bazıları içinde yere atılan kağıtlar, gofret kağıtlarıdır. Kimileri için de çevre sorunu fosil yakıtların yakılmasıyla atmosferde biriken CO2 in yol açabileceği iklim değişiklikleridir. kısaca çevre sorunlarına bir çok örnek verilebilir ve örnekler herkese, her meslekten insana göre farklı farklı olacaktır. Çünkü çevre yaşadığımız yer yani yeryüzüdür. Çevre sorunu da yeryüzü ile insan arasında meydana gelen iletişim bozukluğudur. Coğrafya ise yeryüzünün tanımlanması yeryüzü ile insan arasındaki ilişkilerin tarifi olduğuna göre çevre sorunları tespit etmek ve bunlara çözüm yolları bulmak için çevrenin çok iyi tanınması gerekir. Çevrenin bilinmesi ve tanınması iyi bir coğrafya bilgisi sayesinde çok daha kolay olacaktır. Çünkü coğrafya evrendeki canlı ve cansız bütün varlıkları inceler. Coğrafya incelemeye tarifle başlar, daha sonra sınıflama ve gruplama yaptıktan sonra analiz ve sentez yaptıktan sonra yorum ve açıklama getirerek konuyu tamamlar. Yani “Ne nerededir? sorusuna cevap aramaktan çok “O”nun niçin, nasıl ve neden orada olduğu sorusunun cevabını verir.
İnsanoğlu yeryüzünde yaşamaya başladığından bu yana çevresiyle ilişki halinde olup onu hep kendi menfaati için değiştirmeye çalışmıştır. Ormanların tahribi bunun en çarpıcı örneğidir. Avrupa’da başlayan sanayi devrimini kadar insanın yeryüzüne mühadahalesinin etkilerin olumsuz sonuçları pek fazla ortaya çıkmamıştır. Yani ekosistem kendi kendini bir ölçüde yenileyebilmiştir. Daha sonra ormanların tahribinin hızlanması, havanın ve suların kirlenmesi insan ile yeryüzü arasındaki hassas dengenin bozulmasına neden olmuştur.
İnsanın yeryüzü ile ilişkileri coğrafyanın ele aldığı konuların temelini oluşturur. Çünkü yeryüzünde gördüğümüz canlı ve cansız her şey insan ile ilişki halinde olup bu ilişkinin ahenk ve denge içinde sürmesi gerekmektedir. Uyumun bozulması bazen ilk planda tabiat aleyhine gözüken fakat sonuçta insanın aleyhine olan ve bazen geç farkedilen sonuçlar ortaya çıkar ki biz bunlara çevre sorunları diyoruz.
Canlı varlıkların hayati bağlarla bağlı oldukları, etkiledikleri ve etkilendikleri mekan birimlerine o canlının veya canlılar topluluğunun yaşam ortamı “Çevre” denir. bu mekan birimleri birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşan ve madde ve enerji dolaşımı ile kendini besleyen bir ekosistemdir. Bir orman, bir köy, akarsu,, şehir birer ekosistemdir. Bunların toplamı ise tüm dünyayı kapsadığından dünyanın bütününü de bir ekosistem olarak ele alabiliriz.
Çevremizde bulunan nehir, göl yada yerleşim yerleri coğrafi öğler olan iklim ve bitki örtüsü ile yakından ilgilidir. Yağışın miktarı ve şekli, bitki örtüsünün sıklığı,ya da yeraltı suları akarsuları doğrudan ya da dolaylı olarak etkiler. Topografyanın durumu, bitki örtüsünün sık ve seyrek oluşu yada hiç olmaması, yağışla düşen suyun ne kadarının akışa geçtiği ve ne kadarının ise toprak tarafından emilerek yeraltı suyuna karıştığı veya ne kadarının buharlaşma ile kaybolduğu konusu açısından büyük önem taşır. Bitki örtüsünde, iklimde yada topografyada yani ekosistemlerden meydana gelebilecek herhangi bir olumsuz değişme çevre sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeryüzünde mevcut ekosistemlerde değişiklikler bazen olumlu da olabilir. Bu durumda herhangi bir problem doğmaz. Sadece olumsuz değişimlerde denge insan aleyhine bozulduğu için problemler ortaya çıkar. Çevre sorunları sadece kirlilik değildir. Bitkilerin tahrip edilmesi, canlı türlerinin azalması, doğal kaynakların tükenmesi, sulak alanların göllerin ve akarsuların kuruması, kaynak sularının kaybolması, verimli tarım alanlarının meskenlerle yada sanayi tesisleriyle dolması, şehirlerde görülen çarpık ve plansız yapılaşma, yoğun trafik, görültü vs. hepsi birer çevre sorunudur.
Bütün bu sorunların farkına varmamız için ve bunları iyi analiz ederek kalıcı ve etkin çözümler üretebilmemiz için yaşadığımız ekosistemi yani yeryüzünü tanımamız gerekir. Bir coğrafyacı olarak bu tanımayı nelerin nerede olduğu şeklinden ziyade bunların neden orada olduğu niçin başka yerlerde olmadığı yada olamayacağı , örneğin bir tarım ürününün nerelerde yetiştiği bunun dünyanın başka yerlerinde yetişmemesinin nedenleri, Türkiye’de niçin Karadeniz bölgesinin İç Anadolu bölgesine göre daha gür bir bitki örtüsüne sahip olduğu gibi konulara ağırlık verilmelidir. Çünkü bu nedenler iyi analiz edilerek ortaya konulduğu takdirde ne zaman dengenin bozulabileceği ve sonuçta insanın ne gibi problemlerle karşı karşıya kalacağı çok daha anlaşılır. Bu sayede insanın daha fazla ürün elde edebilmesi için tarın ilacı ve yapay gübre kullanması, sanayi tesislerinden çıkan katı ve sıvı atıkların akarsu, göl ve denizlere bırakılması nın nasıl sonuçlar doğuracağı daha kolay anlaşılmış olur. Tarım alanlarında kullanılan yapay gübre ve kimyasal ilaçların toprakta ne gibi değişikliklere yol açabileceğini anlamak için toprağı tanımak gerekir.Toprak içinde çok miktarda canlının yaşadığı bir ekosistemdir. Toprak içinde barınan canlı organızmaların ve bakterilerin ölmesine yol açan bu ilaçlar toprağın verimliliğinin zamanla yok olmasına yol açar. yine aynı kimyasal maddelerin topraktan yeraltı suları vasıtasıyla akarsulara oradan da göl ve denizlere ulaşarak buraları kirlettiği bir gerçektir. Ayrıca bu ilaçlar kullanılarak üretilen ürünlerin beslenmeleri sırasında topraktan aldığı mineral ve tuzlar vasıtasıyla bu zararlı kimyasal maddeleri de bünyelerine aldıkları ve bununla beslenen insanların sağlık problemleri ile karşı karşıya kaldıkları da bilinmektedir.
İklimi değiştiren fosil yakıtlar yerine nükleer enerji kullanılırsa yeryüzündeki hayatı tehdit eden çevresel problemlerin ortadan kalkacağı fikri ileri sürüldüğünde çok geçmeden nükleer enerji kullanımından kaynaklanan radyoaktif maddelerin atmosferde önemli bir kirliliğe neden olduğu anlaşıldı. Yeryüzünde çevre sorunlarına neden olan etkenlerin tamamı antropojendir. Yani bunların hemen hemen hepsi insan tarafından meydana getirilmektedir. Mesken ve sanayi tasislerin bacalarından çıkan dumanların havayı kirletmesi, akarsu, göl ve denizlerin kirlenmesi tarım alanlarının kullanılamaz hale gelmesi toprakların verimliliğinin azalması, ormanların tahrip edilmesi, çölleşme, kuraklık, kıtlık, şehirlerdeki çarpık yapılaşma, gürültü gibi bütün problemler insandan kaynaklanır.
Hava kirliliğinin önemli bir sonucu da atmosfer ısısının artmasıyla ortaya çıkan sera etkisi (green house effecet) tir. Fosil yakıtların yakılmasıyla havada biriken CO2 dünyaya gelen güneş ışınlarını azaltır ve aynı zamanda da yeryüzünden yansıtılan ışınları da emerek atmosferin daha fazla ısınmasına neden olur. Yapılan araştırmalar kirliliğin bu hızla devam ettiği taktirde havadaki CO2 miktarı 21. yy. ortalarında şimdikinin 2 katına çıkacağı ve bunun sonucu da ısının ortalama 2 oC artarak dünya ikiliminin ısınacağını ortaya koymaktadır. İklimde meydana gelen bu ısınma yeryüzündeki buzulların büyük bir kısmının erimesine ve alçak kıyıların sular altında kalmasına yol açacaktır.
Yerleşim yerlerindeki kanalizasyonların ve sanayi tesislerinin atık suları çevredeki akarsu , göl veya denizlerde önemli kirliliğe yol açmakta ve bu suların insanlar tarafından kullanılması imkansız gelmektedir. Örneğin 1 lt ham petrolün 1 milyon m3 temiz suyu kirlettiği tespit edilmiştir. Suların kirlenmesi, akarsu, göl deniz ve okyanuslarda yaşayan hayvanların temel gıdasını oluşturan planktonların yo kolmasına neden olmakta ve bunun sonucunda bu sularda yaşayan balık ve diğer canlı türleri azalmaktadır. Ayrıca atmosfere önemli miktarda O2 sağlayan sular kirlendiği için bu işlevlerini yerine getirmek duruma gelmektedir. Burada ortaya çıkan önemli bir konu, havanın kirlenmesi suların kirlenmesine yol açarken, suların kirliliği de havanın kirlenmesine yol açmaktadır. Yani döngüdeki bir zincirin halkasının kopmasıyla ekolojik dengenin bütünü yeryüzünde yaşayan canlıların tamamı bundan etkilenmektedir.
Bitki örtüsünün tahribi ile ortaya çıkan erozyon toprağın zamanla kaybolmasına yol açarak yiyecek temini güçlüğü ve sonuçta kıtlık ve açlık gibi sosyo ekonomik problemler doğurur.FAO (Dünya gıda ve tarım örgütü) raporuna göre bugün dünya üzerinde ekilebilir 3.2 milyar hektar arazinin ancak yarısı şu an kullanılabilir durumdadır. Diğer yarısı çeşitli çevre problemleri nedeniyle ekilememektedir. Bunların kullanılabilir hale getirilmesi de hemen hemen imkansız görülmektedir. Yani ekonomik olmamaktadır. Ayrıca yurdumuzda son yollarda hızlı bir şehirleşme hareketi gözlenmektedir. Verimli tarım arazileri üzerinde kurulu şehirlerimiz ve kasabalarımız hızla genişlemekte ve ekilebilir alanlar, yakın çevrede yer alan ormanlar ve yeşil alanlar yapılaşma uğruna tahrip edilmektedir. Gerek erozyon, gerek yapılaşma ve gerekse kirlilikle kaybedilen toprağın geri kazanılması kısa vadede mümkün görülmemektedir.
Sanayi devremi ile birlikte insanın geçim ekonomisinden kazanç ekonomisine geçtiği görülür. İnsan yeryüzündeki dengeyi ekonomik kaygılar nedeniyle bozmuştur. Ekonomik menfaat, fazla üretim isteği, bencillik ve sömürü insan-yeryüzü ilişkisinin insan aleyhine bozulmasının temel nedenleridir. yapılan üretim kalıcı olmaktan çıkıp geçici amaçla yapılmaya başlanmıştır. Üretim ya da hizmetin ömrü ne kadar kısa olursa o kadar ok üretir ve o kadar çok kazanırım felsefesi ağırlık kazanmıştır. Üretimin artması için tüketimin teşvik edilmesi gerektiği anlaşılmış ve bu yolda büyük çabalar harcanarak hedefe ulaşılmıştır. Toplumda çok tüketme veiyibir tüketici olma modernleşme ile aynı anlam kazanmıştır.
Sanayi devrimi ile birlikte dünyanın iler gelen devletleri ve şirketleri daha çok ürün ve gelir elde etmek için önce çevreyi kirletmişler daha sonra da çevreyi temizlemek için gelir elde etme yoluna gitmişlerdir. yani bunlar çevreyi kirletirken de, temizlerken de hep çok kazanmayı düşünmüşlerdir.
Yeryüzü ile insan arasındaki ilişkilerin bozulması sonucu ortaya çıkabilecek sorunları önceden kestirmek (tahmin etmek) her zaman kolay değildir. Bu nedenle bu ahenk ve dengeyi korumak veya müdahale sonunda ne olabilceğini bilmek için çevreyi yani yaşadığımız köyü, kasabayı, kenti, bölgeyi ve ülkeyi hatta dünyayı tanımamız gerekmektedir. Bunları tanımının en iyi yolu coğrafya bilgisi ile mümkündür. Yeryüzündeki canlı ve cansız her şey insan için vardır. Fakat bunu bilinçsizce kullanmak insanın kendi sonunu yine kendisinin hazırlamasına neden olmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Coğrafya ve Çevre Sorunları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Emil Doğan TAŞLI - Coğrafya

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
huzur dolu :: GENEL KÜLTÜR :: COĞRAFYA-
Buraya geçin: